İçeriğe geç
← Bloga dön

Duygu Dili · 3 dk okuma

Ne Hissettiğimi Bilmiyorum: Bu Ne Anlama Gelir?

“Ne hissettiğimi bilmiyorum” demek duygusuzluk değildir. Neden olur ve ne hissettiğini nasıl anlarsın? Bedenden başlayan beş pratik yol.

Mindlee Ekibi ·

Biri sorar: “Ne hissediyorsun?” Cevap vermek istersin ama içeride bir şey bulamazsın. Bir ağırlık var, bir huzursuzluk var, ama adı yok. En dürüst cevap şu olur: “Bilmiyorum.”

Bu cümleyi kuran çok insan var. Ve çoğu, bunu bir eksiklik gibi taşır.

“Ne hissettiğimi bilmiyorum” ne anlama gelir?

“Ne hissettiğimi bilmiyorum”, duygunun yokluğu değildir. Çoğu zaman duygunun adının henüz bulunamamış olmasıdır. Bir şey hissediliyordur; o şeyi ayırt edecek kelime o an elde yoktur.

Aradaki fark önemli. Hissetmemek başka bir şeydir, hissettiğini adlandıramamak başka bir şey. İkincisi çok daha yaygındır ve üzerinde çalışılabilir.

Neden olur?

Birkaç sık sebep var ve çoğu zaman bir arada bulunurlar.

Duygu hâlâ sürüyordur. Olay bitmemişken duygu adlandırılmaz. Tartışmanın ortasında “şu an hayal kırıklığı hissediyorum” demek zordur; o cümle genellikle sonra gelir.

Birden fazla duygu aynı anda vardır. Kızgınlık ve suçluluk birlikte geldiğinde ikisi birbirini bulandırır. Tek kelime aramak, iki şeyi tek kutuya sığdırmaya çalışmaktır.

Kelime dağarcığı dardır. Duyguları “iyi, kötü, normal” diye üç başlıkta tutan biri, kırgınlıkla hayal kırıklığını ayırt edecek sözcüğe sahip değildir. Bu kişisel bir kusur değil, öğrenilmemiş bir ayrımdır. Duygusal granülerlik tam olarak bu ayrımın adıdır.

Duyguyu söylemek güvenli olmamıştır. Bazı evlerde ve bazı ilişkilerde ne hissettiğini söylemenin bedeli olur. O bedeli ödeyen kişi bir süre sonra duyguyu önce kendinden saklamayı öğrenir.

Bu zorluk belirgin ve sürekli hâle geldiğinde psikoloji literatüründe aleksitimi başlığıyla incelenir. Ama ara sıra “bilmiyorum” demek aleksitimi değildir; çoğu insanın başına gelir.

Ne hissettiğimi nasıl anlarım?

Duyguyu doğrudan aramak genellikle işe yaramaz. Daha kolay olan, etrafından dolaşmaktır: önce bedene bak, sonra olayı anlat, sonra tek kelime yerine iki kelime dene. Aşağıdaki beş yol bunun pratiğidir.

Bedenden başla. “Ne hissediyorum?” yerine “Nerede hissediyorum?” diye sor. Göğüste bir sıkışma, çenede bir gerginlik, midede bir boşluk. Beden genellikle kelimeden önce gelir.

Olayı anlat, duyguyu değil. “Toplantıda sözüm kesildi ve sonra hiçbir şey söylemedim.” Bunu söyleyebiliyorsan duygu da yakındır. Çoğu zaman olayı anlatırken duygunun adı kendiliğinden çıkar.

Tek kelime yerine iki kelime dene. “Kötüyüm” yerine “yorgun ve kırgın”. İki kelime, tek kelimeden çok daha isabetli olur.

İki aday arasında seç. Hiçbir şey gelmiyorsa iki seçenek koy: “Bu kızgınlık mı, yoksa incinmişlik mi?” Seçmek, sıfırdan bulmaktan kolaydır. Yanlış seçersen bile içindeki “hayır, o değil” tepkisi doğruya yaklaştırır.

Şimdi olmak zorunda değil. Bazı duygular ancak birkaç saat sonra adlandırılabilir. Gün içinde bulamadığını akşam bulabilirsin.

Adını koymak neyi değiştirir?

Duyguya isim vermek onu yok etmez. Yaptığı şey daha mütevazı ama işe yarar: duyguyu yönetilebilir bir boyuta indirir.

Adı olmayan bir rahatsızlık her yere yayılır; bütün günü kaplar. “Bugün kendimi değersiz hissettim” cümlesi ise bir sınır çizer. Artık konuşulabilir, bir sebebe bağlanabilir, tekrar edip etmediğine bakılabilir.

Duyguyu kelimeye dökmenin bu etkisi araştırmalarda affect labeling başlığıyla incelenir.

Mindlee burada ne yapar?

AURA, “ne hissediyorsun?” diye sorup seni boşluğa bırakmaz. Önce duyduğunu yansıtır, sonra tek bir soru sorar. Cevabın “bilmiyorum” olduğunda bu geçerli bir cevaptır; oradan devam edilir.

Konuşmanın sonunda elinde ne kaldığını görürsün: ne anlattın, ne netleşti, ne yapabilirsin. Bu kayıtlar birikince tekrar eden örüntüler görünür hâle gelir.

Yazarak ya da sesle anlatabilirsin. Kendi konuşma geçmişine erişmek hiçbir zaman ücretli değildir.

Kısa özet

  • “Ne hissettiğimi bilmiyorum” duygusuzluk değil, çoğu zaman kelimenin eksikliğidir.
  • Duygu sürerken, birden fazla duygu varken ve duyguyu söylemek güvenli olmadığında daha sık olur.
  • Ne hissettiğini anlamanın yolu doğrudan aramak değil: bedenden, olaydan ya da iki aday arasından başlamak daha kolaydır.
  • Adını koymak duyguyu yok etmez; konuşulabilir hâle getirir.

Bu içerik yalnızca bilgilendirme ve genel farkındalık amaçlıdır; profesyonel tıbbi ya da psikolojik tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Zorlandığınızda bir uzmana başvurmanızı öneririz.