İçeriğe geç
← Bloga dön

Duygusal Zeka · 5 dk okuma

Duygusal Zeka Nedir? Dört Alan ve Yaygın Bir Yanlış

Duygusal zeka nedir, ne demek? Dört alanı, nasıl geliştirildiği, Goleman’ın kitabı ve başarının yüzde sekseni iddiasının nereden geldiği.

Mindlee Ekibi ·

Duygusal zeka otuz yılda iş görüşmesinden anne baba tavsiyesine kadar her yere yayıldı. Yayıldıkça da bulanıklaştı: bazen kibarlık, bazen sakin kalmak, bazen insan sarrafı olmak anlamında kullanılıyor.

Oysa daha dar ve daha ölçülebilir bir tanımı var.

Duygusal zeka nedir, ne demek?

Duygusal zeka, kendi duygularını ve başkalarının duygularını fark etme, ayırt etme ve bu bilgiyi düşünceni ve davranışını yönlendirmek için kullanma becerisidir.

Tanımın iki yarısı var ve ikisi birlikte çalışır. Fark etmek tek başına yetmez: ne hissettiğini bilip her seferinde aynı tepkiyi veren biri için duygusal zeka iddiası zayıflar. Davranışı yönlendirmek de duyguyu okumadan yapılamaz.

Akademik literatüre terimi Peter Salovey ve John Mayer 1990’da soktu. Bugün konuşulan popüler hâli ise Daniel Goleman’ın 1995 kitabından geliyor; o kısma aşağıda ayrı bakıyoruz.

Dört alan

Goleman’ın Richard Boyatzis ve Annie McKee ile birlikte 2002’de olgunlaştırdığı çerçeve duygusal zekayı dört alana ayırır. Bu ayrımın pratik faydası şu: hangi alanda zorlandığını bilmek, neyin üzerinde çalışacağını söyler.

  • Öz farkındalık. Ne hissettiğini o an fark etmek. Diğer üçünün önkoşulu.
  • Öz yönetim. Fark ettiğin duyguyla ne yapacağına karar vermek.
  • Sosyal farkındalık. Karşındakinin ne yaşadığını okumak.
  • İlişki yönetimi. Bu okumayı konuşmaya, sınıra ya da onarıma çevirmek.

İlk ikisi kendine dönük, son ikisi dışa. Çoğu insan bu dördünde eşit değildir: toplantıda kimin alındığını anında gören biri kendi kırgınlığını akşama kadar fark etmeyebilir.

Bu alanları beş ayrı beceri olarak işleyen daha uygulamalı bir çerçeve de var, Yale’in RULER modeli. Fark etmekten düzenlemeye kadar adım adım gidiyor: RULER nedir yazısında anlattık.

Duygusal zekası yüksek biri ne yapar?

Gündelik dilde bu çoğu zaman “sakin insan” diye anlaşılıyor. Yanıltıcı bir kısaltma, çünkü sakinlik bir sonuç olabilir ama ölçüt değildir.

Daha isabetli birkaç gösterge:

  • Duyguyu ayırt eder. “Kötüyüm” yerine “yorgun ve kırgın” diyebilmek. Bu ayrımın adı duygusal granülerlik.
  • Tepkiyi erteleyebilir. Mesajı yazar, göndermeden önce bekler.
  • Duyguyu suçlamaya çevirmez. “Sen hep sözümü kesiyorsun” yerine “sözüm kesilince küçük düşmüş hissediyorum.”
  • Karşı taraf kızgınken altındakini sorar. Öfkenin ardında genellikle incinme ya da korku durur.
  • Kendi hatasını onarabilir. Özür, duygusal zekanın en az konuşulan ama en görünür çıktısıdır.

Hiçbiri duygu yoğunluğunun düşük olmasını gerektirmiyor. Yoğun hisseden biri de bunları yapabilir.

Duygusal zeka nasıl geliştirilir?

Geliştirilebilir olması bu alanın en çok test edilmiş tarafıdır; IQ’nun aksine burada pratiğin yeri var. İşe yarayan şeyler beklenenden küçük:

Kelime dağarcığını genişlet. Duyguları “iyi, kötü, normal” diye üç kutuda tutan biri kırgınlıkla hayal kırıklığını ayırt edemez. Kutu sayısı arttıkça ayrım keskinleşir.

Bedenden sor. “Ne hissediyorum” zor bir soru; “nerede hissediyorum” kolay. Göğüste sıkışma, çenede gerginlik, mide boşluğu. Beden genellikle kelimeden önce gelir.

Araya zaman koy. Duygu ile tepki arasındaki aralık öğrenilebilir bir şeydir. Pratiğin tamamı duygu regülasyonu nedir yazısında.

Yazıya dök ve biriktir. Tek bir gün rastgele görünür. Günler yan yana konunca örüntü çıkar: hangi durum seni tekrar tekrar aynı yere götürüyor. Üç satırlık hâli duygu günlüğü nasıl tutulur yazısında.

Kelime hiç gelmiyorsa başlangıç noktası daha geride olabilir: ne hissettiğimi bilmiyorum.

Daniel Goleman, kitabı ve “başarının yüzde sekseni” iddiası

Goleman’ın 1995’te yayımlanan “Emotional Intelligence” kitabı terimi akademiden çıkarıp gündelik dile soktu. Kitabın hangi çerçeveyi kaç alanla kurduğu konusunda kaynaklar birbirini tutmuyor; yukarıdaki dörtlü ayrım 2002’deki sonraki çalışmaya ait.

Kitapla birlikte dolaşıma giren bir iddia var: “Başarının yüzde sekseni duygusal zekadır.” Bu cümle yanlış ve kaynağı bir okuma hatası. Goleman IQ’nun hayat başarısındaki payını yüzde yirmi civarında gösteren bir yorumu aktarmıştı; kalan yüzde seksen zamanla doğrudan duygusal zekaya atfedildi. Goleman bunu kendisi reddetti.

Terimin kurucuları Mayer ve Salovey de popülerleşme biçimine açıkça itiraz ettiler. Duygusal zekanın ölçülebilir bir karşılığı var, ama bu rakamın taşıdığı iddianın arkasında durulmuyor. Kendi tarafımızdan da bir sayı vermiyoruz.

Testle ölçülür mü?

En çok aranan varyantlardan biri “duygusal zeka testi”. Dürüst cevap ikiye ayrılıyor.

Araştırmada kullanılan ölçekler var ve bunlar yapılandırılmış, puanlanmış araçlardır. İnternette dolaşan çoğu kısa test ise bunlardan farklı: bir eğilimi gösterir, bir beceriyi ölçmez.

Daha önemlisi, puanın kendisi pek işe yaramaz. “Duygusal zekam 74” cümlesi ertesi gün bir tartışmada hiçbir şeyi değiştirmez. Değişimi yapan şey, hangi durumda ne hissettiğini görmek ve bunun tekrar ettiğini fark etmektir. Mindlee bir test sunmuyor, bu yüzden bir puan da vermiyor.

Mindlee burada ne yapar?

Öz farkındalık dört alanın önkoşulu ve tek başına çalışmak en zor olanı. AURA sana nasıl hissetmen gerektiğini söylemez; önce duyduğunu yansıtır, sonra tek bir soru sorar. Duygu ile tepki arasına bir cümle girer.

Yazarak ya da sesle anlatabilirsin. Konuşmanın sonunda ne anlattığın ve ne netleştiği kayıt olarak kalır; kayıtlar biriktikçe tekrar eden durumlar görünür hâle gelir. Kendi geçmişine erişmek hiçbir zaman ücretli değildir.

Mindlee terapi değildir ve profesyonel desteğin yerini almaz. Duygular günlük hayatı aksatıyorsa doğru adres bir ruh sağlığı uzmanıdır; acil bir risk varsa Türkiye’de 112.

Kısa özet

  • Duygusal zeka, kendi ve başkalarının duygularını fark edip bu bilgiyle davranışını yönlendirme becerisidir.
  • Dört alanı var: öz farkındalık, öz yönetim, sosyal farkındalık, ilişki yönetimi. Çoğu insan bu dörtte eşit değildir.
  • Geliştirilebilir. Kelime dağarcığı, bedene bakmak, araya zaman koymak ve kayıt tutmak işe yarar.
  • Terimi 1990’da Salovey ve Mayer kullandı, 1995’te Goleman yaygınlaştırdı.
  • “Başarının yüzde sekseni” iddiası bir okuma hatasından doğdu; Goleman da reddetti.

Bu içerik yalnızca bilgilendirme ve genel farkındalık amaçlıdır; profesyonel tıbbi ya da psikolojik tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Zorlandığınızda bir uzmana başvurmanızı öneririz.